

Moskova metrosu hakkında yapılan “Yeraltı Sarayı” benzetmesi doğru mu? Yazının sonunda kararınızı vereceksiniz. Gidip gördüm ve halen aklıma geldikçe, “Vay be, nasıl yapmışlar burayı!” derim.
Hangi akla hizmet edip aralık ayında Moskova’ya gitmeye karar vermiştik, bilmiyorum. Hatırladığım en net duygu soğuktu; ciddi ciddi parmak uçlarımızı donduran bir soğuk! Peki, o buz gibi havada şehri nasıl rahatça gezdik dersiniz? Elbette dünyanın en güzel metrosu sayesinde. O yüzden sizlere birkaç ipucu ile metroyu tanıtmak boynumun borcudur.
Bu arada, bu seyahatin tüm canlı anlarını ve Moskova’nın o büyüleyici atmosferini izlemek isterseniz, çektiğim YouTube video bağlantısını şuraya bırakıyorum, mutlaka göz atın derim!
Haydi şimdi gelin, hep beraber Moskova’nın derinliklerine inelim.
Stalin’in 5 yıllık kalkınma planının bir parçası olan bu dev projeye; ülkenin dört bir yanından getirilen 80 bin kişi (kadınlar, erkekler, askerler ve mahkûmlar) emek vermiş. 1931’de başlanan inşaat, 1935’te kullanıma açılmıştır. O dönem sistem sadece 13 istasyondan ibaretmiş.
Metro istasyonları aynı zamanda birer sığınak olarak tasarlanmış. İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman bombardımanında, yaklaşık yarım milyon vatandaş; kuaför ve kütüphane gibi olanaklara sahip bu tünellerde hayata tutunmuştur. Sovyet hükümeti, SSCB’nin ulusal gelirinin büyük bir kısmını buraya harcayarak, mermerleri Gürcistan’dan ve Rusya’nın Uzak Doğusu’ndan getirtmiş.
O dönem sanat yalnızca politik bir ifade biçimi olduğundan, 44 metro istasyonu Rus kültür mirasını yansıtan süslemelerle bezenmiştir.
Bir de doğrudan SSCB’ye adananlar var ki, en sevdiklerimden Belaruskaya ve Kievskaya gibi! İstasyonlarda Sovyet amblemleri, Lenin ve Stalin’in görüntüleri sıkça karşınıza çıkar.

Ruslar zamanla bu ihtişama alışmış, bizim gibi şaşkın turistler kendisini hemen belli ediyor. İster istemez her yeni istasyonda insanın gözleri yine hayranlıkla açılıyor.
Devir teknoloji devri olduğundan ve Ruslar da bu konuda çok iyi olduklarından hiç korkmayın gideceğiniz yeri çok kolay bulacaksınız. YandexMetro uygulamasını telefonunuza indirin ve bulunduğunuz durağı,gitmek istediğiniz durak adını yazın size neye bineceğinizi söylesin. Bu kadar basit! Ancak insan durakalra inince gördüğü ihtişam karşısında hafif bir şaşkınlıkla ne yöne gideceğini bilemiyor. İşte o yüzden size ipuçları vereceğim hiç merak etmeyin kolay olacak.
Bindiğiniz metrodaki anonsa dikkat kesilin çünkü şehir merkezine giden trenlerde anonslar erkek sesiyle, merkezden uzaklaşanlarda kadın sesiyle yapılır. Dairesel hatlarda saat yönünde erkek, tersi yönde kadın sesi duyarsınız. Nedeni mi? “Erkek merkeze işe gider, kadın eve döner” mantığıyla kurgulanmıştır. Merkez dışına eve dönülür ve evde sizi anne veya eş bekliyordur.
Dünyadaki diğer metrolardan farkı, sadece mimari değil; sistemin dakikliği ve temizliğidir. Yoğun saatlerde tren sıklığı 95 ila 110 saniye arasındadır. Her platformun sonunda bulunan geri sayım saati, varış saniyesine kadar doğrudur. Bir de istasyonlar çok derin olduğu için aktarmalar 5-7 dakika sürebilir. Merdivenlerin hızı ise korkutmasın, hepsi kontrollüdür. En alt kısımda (tüm yürüyen merdivenlerde) görevliler olası sorunlara müdehale etmek üzere sürekli bulunurlar.
230’dan fazla istasyonuyla sistem, her gün 05:50 – 01:00 saatleri arasında hizmet verir.
Veee işte tren geldi. Tünelden önce rüzgârı, sonra sesi gelir. Az kalsın o garip kokuyu unutuyordum. Nasıl tarif edeceğimi bilemediğim; Çarlığı deviren askerlerin, kalın Rus kitaplarının, votkanın, buz gibi karın ve babuşkaların naftalin kokan paltolarının karışımı… Anlatılmaz, yaşanır deyip, konudan sapmayayım en iyisi!
Artık metro haritaları ve bilgilendirme panoları hem Kiril hem Latin alfabesiyle yazılıyor, yani çok daha kolay. Netice de tıpkı Kızıl Meydan gibi, mutlaka görülmesi gereken bir “turistik merkez”.
Durak isimleri bazen tavanda, bazen duvarda, nadiren de yerdedir. Hat rengine ve yönüne dikkat edin. Eee peki bileti nasıl alacağız?
Biletleri Metro girişlerindeki otomatik bilet makinelerinden veya gişelerden alabilirsiniz. Makineler hem nakit (kağıt para/bozuk para) hem de kredi kartı ile ödeme kabul eder. Ancak bizim kredi kartlarımız Rusya’da çalışmadığından nakit almak zorundasınız, aman dikkat!
Tek seferlik bilet şu an 55 RUB. Ancak çok kez kullanacaksanız bu yöntem pahalıya gelir. En ekonomik yöntem olan “Troika” adlı yeniden yüklenebilir karttan alırsanız rahat edersiniz. 50 ruble depozitosunu işiniz bitince kartı iade alırsınız, hem de içinde kalan bakiyeyi nakit olarak geri alabilirsiniz. Her geçişte kartınızdan düşen tutar (yaklaşık 36 RUB), tek kullanımlık biletlerden daha uygundur. Ayrıca sadece metroda değil; otobüs, tramvay ve havalimanına giden Aeroexpress trenlerinde de kullanabilirsiniz.
Tek bir bilet alıp aşağıya indiğinizde ise istediğiniz kadar aktarma yapabilir, isterseniz 232 istasyonu bile gezebilirsiniz.
Metrodan çıkarken takip etmeniz gereken tek kelime var: “Çıkış” yani Rusçasıyla “выход” (vihod). Ancak metro istasyonlarının çoğunun birden fazla çıkışı var. Örneğin şehir merkezindeki Kitai-Gorod gibi yoğun istasyonların çıkış sayısı 15’e kadar çıkabiliyor!
Korkmayın, çıkışlar numaralandırılmış durumda ve nerelere çıktıklarını gösteren turistik yön tabelaları da var. Ayrıca duvarlarda otobüs, tramvay ve troleybüs numaralarını görebileceğiniz toplu taşıma yönlendirmeleri de bulunuyor.
Bütün bunlara rağmen muhtemelen yine de yanlış çıkıştan çıkacaksınız. Ama asla telaş etmeyin; inanın Moskova metrosunda kaybolmak başlı başına muhteşem bir deneyim!
Genel olarak evet, ancak unutmayın, büyük bir yerdesiniz ve çok kalabalık olabilir. Bu yüzden her zamanki tedbirli yöntemlerinizi kullanın; bu tür yerlerde her zaman olduğu gibi yankesiciler olabilir. Fakat Rusya genelinde çok ender rastlanacak bir durumdur zira her yerde kamerayı bırakın güvenlik güçleri dolaşır.
ÖZEL TREN VAGONLARI: 3. Hat’ta (Mavi Hat) her gün çalışan Aquarelle adlı bir tren vagonu var. Eğer binecek kadar şanslıysanız, içinde bir sanat galerisi olduğunu göreceksiniz!
16 farklı renkte, 380 km uzunluğunda ve 232 duraklı bu devasa labirentte, bütün hatları birbirine bağlayan o çember hat çok önemlidir. Çünkü tüm hatların kesişimidir. Bu hat ile ilgili efsane bile var. Hatta iki efsane var demek daha doğru, anlatıyorum toplaşın.
Birincisi; Stalin metro planı yapılırken haritanın üzerine kahve fincanını koymuş, fincanın bıraktığı izle çember çizilmiş ve inşaat başlamıştır.
İkinci efsane ise; Stalin kahvesinden bir yudum alıp fincanı öylesine koymuş, orada oluşan lekeyi silmeye hiçbir Allah’ın kulu cesaret edememiş!
İşte bu hat o yüzden “Stalin’in kahvesinin” temsilidir. Adamın kahverengi kalın üniforması bir tek benim gözümün önüne gelmiş olamaz değil mi?
Sizce hangi hikaye doğru?
Nihayet Moskova’nın en en güzel istasyonlarını anlatmaya sıra geldi. Bu benim sıralamam olsa da aralarında seçmekte zorlandım. Birincilik değil konum, bilinirlik sırasına göre anlattım. Yani aşağıdaki durakları görmeden Moskova’dan ayrılmanız beni cidde çok üzer. Hadi başlayalım. Unutmadan yazıcıdan çıktı alıp metroları benim bu yazım sayesinde çok rahat dolaşırsınız. Hiç rehberlik hizmeti almaya para harcamayın. Bu iyiliğimin karşılığında youtube kanalıma abone olun bu bedava hem de:) Hadi uzatmayyaım da başlayalım, iyi gezmeler…
Türkçesi devrim meydanı olan istasyon en işlek duraklardan biridir. 1917’deki Sovyet Devrimi’nin kahramanlarını temsil eden çiftçi, işçi, sporcu, pilot, kadınlar, çocuklar olmak üzere 80 adet bronz heykel barındırır.
Heykeller arasında devriye köpeğinin burnu, kız öğrencinin ayakkabısı, askerin tabancası ve horozun başı gibi kısımlara dokunulmasının kişiye şans getireceğine inanılıyor. O yüzden rengi bile değişmiş. Çekinmeyin siz de dokunun ama unutmayın sol elinizle.
Bu istasyonda Özbek, Kazak, Ukrayna gibi eski Sovyetler birliğini oluşturan kültürlerin geleneksel danslarını gösteren kabartmalar bulunuyor. Göz kamaştıran kabartmalar sizin için tiyatroyu anımsatacağından bir ipucu niteliğindedir. Dışarı çıkmak istemeyeceksiniz benden söylemesi.
İpucu ne mi, elbette dünyanın en büyük tiyatro kurumu olan Bolşoy Tiyatrosuna bu duraktan gideceğinizdir.
Şehrin en işlek istasyonlarından biridir. Bu istasyonu ilginç yapan Almanlar tarafından ciddi şekilde tahrip edilmiş olması değil. 1953 yılında atom bombalarına bile karşı koyacak şekilde yeniden inşa edilmesi.
Beyaz işlemeli duvarları ve avizeleriyle göz kamaştırcı iç yapısının yanısıra caddedeki çıkışı Sovyet kızıl yıldızı şeklindedir. Belki bu da Almanlara bir göndermedir kim bilir? Ayrıca Savunma Bakanlığı ofisi hemen yanında bulunduğu için herhangi bir olay durumunda askeri yetkililer için acil durum sığınağı olarak hizmet verebilir.

Elektrozavodskaya, iyi aydınlatılmış iç tasarımı nedeniyle en bilinenlerden biridir.
Bu tren istasyonu ismini aslında yakınında bulunan elektrik ampulü fabrikasından alıyor. Kubbe yapısının köşe nişlerinde elektrik ve elektrik mühendisliğinde 6 önemli öncüyü temsil eden 6 madalyon bulunuyor
Hattın Rengi: Kırmızı 🔴
Bu istasyon bana göre en güzel listesinde 1 numarada. Neden ilk sıraya bunu yazmamışım, sanırım birinciyi seçmekte zorlanmak bu olsa gerek.
Mozaiklerden birinde halka konuşma yapan Lenin görülür. Beyaz mermer sütunlarla desteklenen heybetli sarı barok tavanı görünce ağzınızı zor kapatacaksınzı. Gerek tavandan sarkan avizeler gerekse mozaikler müthiştir. Sarayda mı yoksa bir metro durağında mısınız kestirmek zordur.
Tavan ve sütunlardaki mozaikler yer yer altın olup askeri resmi geçitleri ve tarihteki ünlü Rusları konu alır. Bu durak adını Komünist Gençlik birliği Komsomol’ dan almıştır.
Moskova’nın en derin metro istasyonu ve 84 metre yer altı derinliğiyle dünyanın 5. en derin istasyonudur! Rusya’nın büyük zaferlerine adanmış. 1812 Fransız İstilası’nın
giriş platformunda ve II. Dünya Savaşı’nın zaferini de çıkış platformunda mozaiklerinden de görebilirisiniz.
Adını eskiden Rusya’ nın bir parçası olan Ukrayna’nın Kiev şehrinden alır. Rusya ile Ukrayna arasındaki işbirliği ( artık kalmayan ) temsil eden bir istasyondur ve sütunlardaki mozaikler iki halkın gündelik yaşamını betimler.
Bu istasyonun tasarımı Ukrayna’da düzenlenen bir yarışma sonucunda seçilmiş. Hakkaniyet deyince de Ruslar!
Adını yakınındaki Beloruski tren istasyonundan alır. Ayrıca bu istasyon Avrupa yönüne ve şimdilerde adı Belarus yani Beyaz Rusya olan bölgeye giden trenlerin kalktığı terminale gidiş yeridir.
Ayrıca Sheremetyevo Havalimanı, AeroExpress’ e götüren trene de burdan binebilirsiniz o yüzden bu istasyonu not almayı unutmayın!

Diğer istasyonlardan farklı olarak heykel ya da mozaik yerine vitraylarla süslüdür. Sanki zarif bir su altı sarayına adım atmışsınız gibi hissettirebilir.
Burası 1938 den bu yana hizmet verir. Moskova nehri yakınında ve adı büyük yazar Maksim Gorki’ ye adanmış Gorki Parka yakındır. Bu yüzden beyaz mermer madalyonlarda buzda kayan, kitap okuyan, satranç oynayan ve dans eden insan resimleri ile doludur.
Bu istasyon yapılırken parka yakın olduğundan gündüz çalışma yapılmamış sadece gece kazma işlemi yapılmış. Bir de Ruslara kaba derler, günahlarını almayın çok ayıp…
Moskova nehrinde tekne turu yapacaksanız bu durağa gelip parka yönelmelisiniz. Moskova’da gezilecek yerleri içeren yazımın linki de aşağıdadır.

Yapıldığı yıllarda Uçaksavar Savunma Gücü’ nün sığınağı olarak kullanılmış. Geniş koridorları, paslanmaz çelik ve mermer sütunları ile göz kamaştırır. Savaşta Stalin’in general ve partililere buradan konuşma yapması ile ünlüdür.
Tavan nişlerindeki uçak ve spor sahneleri ile katedrali andıran bir yerdir. Uzun, geniş bir istasyon olup tavan bölmelerinin her birinde “24 saatlik Sovyet ülkesi “ teması görülür. En çok fotoğraflanan istasyonlardan biri olduğu gibi uzman mimarlarca en güzel istasyon olarak nitelendirilir.
Aklıma gelmişken metroda fotoğraf çekmek serbesttir.
Bu istasyonun tek özelliği değerli şairimizin Nazım Hikmet’in mezarına bizi götürecek olmasıdır. İstasyon adını, hemen yakınında yer alan ve Moskova’nın kalbi sayılan devasa Lujniki Olimpiyat Kompleksi’nden alır. Zaten istasyon ilk açıldığı dönemde bir süre “Lujniki” olarak anılmış, daha sonra Sportivnaya adını almıştır.
Ayrıca üst katlarındaki binada Moskova Metro Müzesi meraklısı için harika bir yerdir. Eski biletler, tarihi fotoğraflar, eski ekipmanlar ve tünel yapımına dair pek çok nostaljik parça sergilenir.
1943 yılında, Stalingrad Muharebesi’nin sürdüğü dönemde açılmıştır. İstasyonun tasarımı, savaş döneminin getirdiği tüm zorluklara ve malzeme kıtlığına rağmen cephedeki askerlerin moralini yükseltmek ve Sovyet halkının gücünü simgelemek amacıyla adeta bir saray gibi tasarlanmıştır.
İstasyonun en büyüleyici kısmı, tavanında yer alan sekiz adet devasa mozaik panodur. Bu mozaikler, Leningrad Kuşatması sırasında açlık ve bombardıman altındaki şehirde Vladimir Frolov tarafından yapılmıştır.
Tavandaki yedi paneldeki eserler kamyonlarla donan nehir üzerinden buraya taşımıştır. Mozaiklerde havacılar, makine işçileri, madenciler ve tarım çalışanları gibi Sovyet halkının savaş sırasındaki fedakarlıklarını tasvir edilir.
Peronda yer alan ve yolcuların dinlendiği oymalı mermer banklar, aslen tarihi Kurtarıcı İsa Katedrali’nin yıkımından elde edilen mermerlerle yapılmıştır.
İstasyon duvarları, Kızıl Ordu askerlerini ve tarihi Rus komutanlarını betimleyen alçak kabartmalarla bezelidir. Aydınlatmayı sağlayan devasa avizeler ve torç şeklindeki lambalar ise istasyona adeta antik bir tapınak havası verir. Bu metaller cepheden toplanan eritilimiş materyallerden yapılmıştır. Karanlık dönemin tank parçaları artık ortalığı aydınlatıyor anlayacağınız.
Genel tasarımı oldukça lüks ve bol süslemelidir. Bu istasyona dair kendime aldığım bir diğer not ise şöyle; çıkıştaki yuvarlak hol muhteşemdi!
Moskova Metrosu’nun en entelektüel ve görsel olarak en büyüleyici duraklarından biri, şüphesiz Mendeleyevskaya İstasyonudur. Bu istasyon, adını modern kimyanın kurucularından, periyodik tabloyu dünyaya armağan eden ünlü Rus bilim insanı Dmitri Mendeleyev’den alır.
Mendeleyev : 1907 yılında, St. Petersburg’ta yakalandığı grip yüzünden hayatını kaybeden Mendeleev, periyodik tabloyu oluşturduğu sırada henüz sadece 63 element biliniyordu. Ölümünden sonra bu sayı 86 oldu ve çalışmalarının önemi bir kez daha anlaşıldı. Mendeleyev adı Ay’daki bir kratere ve periyodik tablonun 101 numaralı elementine verilerek, bu isim onurlandırıldı.
İstasyona adım attığınız an, sıradan bir metro istasyonunda olduğunuzu anlayacaksınız. Başınızı yukarı kaldırdığınızda, göz alıcı avizeler dikkat çeker. Bu avizeler sıradan birer aydınlatma değil. Her biri farklı kimyasal elementlerin kristal kafes yapılarını simgeler. Işığın kristaller üzerindeki oyunu, evrenin o kusursuz ve gizemli düzenini peronun ortasına taşır.
Görsel şölen rayların arkasındaki duvarlarda da devam eder. Ural mermeriyle kaplanmış beyaz duvarlar, titizlikle işlenmiş kabartmalara ev sahipliği yapar. Rastgele birer süsleme gibi duran bu geometrik desenler, aslında bilimsel makalelerde rastlanan “iki atomlu moleküllerin elektron yoğunluğunu” gösteren grafikleridir.
Mendeleyevskaya, Sovyet döneminin bilimi ve felsefeyi günlük yaşamın, hatta yer altının en ücra köşelerine kadar nasıl entegre ettiğinin gösteriyor. Eğer yolunuz Moskova’nın Gri Hattına düşerse, bilimin sanatla el sıkıştığı bu büyüleyici durakta mutlaka inip yukarı bakmalısınız.
Rasskazovka İstasyonu, İsmini yakınındaki tarihi yazarlar köyü Peredelkino’dan ve Rusça “hikaye, masal” anlamına gelen “rasskaz” kelimesinden alıyor. Bu köklü edebi geçmiş, istasyonun mimari konseptinin de tamamen bir “kütüphane ve okuma salonu” şeklinde tasarlanmasını sağlamış.
İstasyonun en dikkat çekici kısmı, peron boyunca uzanan kare sütunlardır. Bu sütunlar, eski tip kütüphanelerde kullanılan çekmeceli kart katalogları (kartoteks) şeklinde tasarlanmıştır. Çekmecelerin üzerinde ünlü Rus yazarların ve şairlerin isimleri yer alır.
Rayların arkasındaki duvarlar, devasa birer kütüphane rafı gibi görünür. Ural mermeri üzerine yapılan baskılarla, raflara dizilmiş binlerce kitabın sırtları tasvir edilmiştir. Duvarlarda ve sütunlarda Tolstoy, Puşkin, Çehov, Dostoyevski gibi Rus edebiyatının dev isimlerinin eserlerinden alıntılar işlenmiştir. En harika kısım ise şu: İstasyon duvarlarındaki bazı kitap tasarımlarının üzerinde QR kodlar bulunuyor. Yolcular tren beklerken bu kodları telefonlarıyla taratarak o klasiği ücretsiz bir şekilde dijital kütüphaneden indirip yolculuk boyunca okuyabiliyorlar.
Peronun tabanı, kütüphanelerin o sessiz ve ciddi havasını destekleyecek şekilde geometrik, siyah-beyaz granit taşlarla kaplanmıştır.
Eğer yolunuz Moskova’nın güneybatısına düşerse, akıllı telefonunuzu hazırlayıp sarı hat üzerindeki bu istasyonda inmeli ve yer altındaki bu modern edebiyat tapınağının koridorlarında kaybolmalısınız.
Yazım hoşunuza gittiyse diğerlerini de okumak isteyebilirsiniz. Hatta gaza gelip youtube kanalıma şuradan gidip beni takip edebilirsiniz. İnstagramda takip etmek isterseniz de şurayı tıklayarak beni sevindirebilirsiniz.
Sevgiler, До свидания ! Da svidanya !
Rusya’ ya gitmeden önce bilmeniz gerekenler
Suç ve Ceza romanının içinde yürüyoruz / St. Petersburg
Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.