

Kudüs’e gittiğinizde Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi toplumlarının nasıl iç içe ama bir o kadar da kendi dünyalarında yaşadıklarına şahitlik ediyorsunuz. İtiraf etmeliyim ki; oraya gidene kadar Yahudilik hakkında bildiklerimin ne kadar yüzeysel olduğunu fark etmemiştim. Sokaklardaki farklı giyim tarzları, daha önce duymadığım terimler ve ilk kez gördüğüm ibadet şekilleri beni derin bir araştırmaya itti.
Döndüğümde Şalom Gazetesi ve Türk Yahudileri topluluğunun resmi kaynaklarından beslenerek bu merakımı giderdim. Kendi aralarında “İki Yahudi’nin olduğu yerde en az üç fikir vardır” diye espri yapsalar da, bu kadim kültürün temel taşlarını sizler için özetledim.
Bu kavram karmaşasına bir açıklık getirelim:
Farkındayım devrelerde hafif yanmalar oluştu. Çok normal ben de yazarken aynı şeyi hissettim.
Yahudi mutfağının temel kuralı Kosher’dir (Sefaradlar Kaşer, Aşkenazlar Koşer der).Yenilmesi ve kullanılmasında dinen sakınca bulunmayan helal ürünlere denir.
Müslümanlar için Mescid-i Aksa neyse, Yahudiler için de Batı Duvarı odur. Kudüs ve yahudiler hakkında en çok merak edilen konualrın başında bu duvar gelir.
Sahi neden o duvarda ağlıyorlar? Ya da ağlıyorlar mı? Aslında orada zorunlu bir “ağlama” ritüeli yok. Duvara çok yakın ve huşu içinde dua ettikleri, ilahilerin etkisinde kaldıkları için dışarıdan öyle algılanıyor. Hatta bazı kutlamalarda dans ederek ilahi söylediklerini görmek şaşırtıcı olabilir.
Duvarın sırrına gelince; gördüğümüz kısım buzdağının sadece görünen yüzü. Duvarın yer altında kalan kısmında (Tünellerde), “Western Stone” olarak bilinen devasa bir blok yer alır. Bu taş yaklaşık 13,5 metre uzunluğunda, 3 metre yüksekliğinde ve tahminen 570 ton ağırlığındadır. Bu, yaklaşık 10-12 adet modern yolcu uçağının toplam ağırlığına eşittir. O dönemde bu büyüklükte bir taşın nasıl taşındığı ve santimetrelik bir hassasiyetle nasıl yerleştirildiği hala büyük bir mühendislik gizemidir.
Bu tünelleri rehber eşliğinde 75 dakikalık bir turla gezebiliyorsunuz.
Aslında büyüklük muhteşem elbette ama bence asıl şaşırtıcı olan şey bambaşka. Duvarın taşları arasında herhangi bir çimento, kireç veya harç bulunmaz. Taşlar o kadar hassas kesilmiştir ki aralarına bir jilet bile sokmak neredeyse imkansızdır.
Peki o taşların arasına sıkıştırılan binlerce not ne oluyor? Hiç merak ettiniz mi? ben ettim. Meğer taşaların aralıkları o kadar doluyormuş ki, her yıl Hamursuz Bayramı (Pesah) ve Yahudi Yeni Yılı (Roş Aşana) öncesinde özel bir temizlik yapılıyormuş. Binlerce kağıt, ritüellere uygun olarak sopalarla nazikçe çıkarılırmış. Bu kağıtlar asla çöpe atılmaz; “kutsal metin” muamelesi görerek Zeytin Dağı’na gömülürmüş.
“İnternet Üzerinden” Dua ve Faks Hizmeti yapıldığını duyunca şok olmuştum. Geleneksel olarak elle yazılan kağıtlar taşların arasına sıkıştırılsa da, teknoloji buraya da ulaştı dostlar:) Bugün dünyanın her yerinden insanlar, özel vakıflar aracılığıyla faks, e-posta veya web siteleri üzerinden dualarını gönderebiliyor. Görevliler bu mesajların çıktısını alıp rulo yaparak duvarın aralıklarına yerleştiriyor.
Unutmadan ekleyeyim; duvarın üst kısımlarındaki taşların arasından çıkan bitkileri görmüşsündür. Bunlar rastgele otlar değildir; çoğu Kapari bitkisidir. İnanca göre bu bitkilerin kökleri, taşların arasından sızan nemle beslenir ve duvarın “canlı” olduğunun bir simgesi olarak kabul edilir. Kimse bu bitkilere dokunmaz, doğal hallerine bırakılırlar.
Ben oradayken Kudüs’te siyasi tansiyon çok yüksekti. Türk kimliğiyle Ağlama Duvarı’na alınmayacağımız söylenmişti; çünkü bazen güvenlik gerekçesiyle Müslümanların girişi kısıtlanabiliyor. Şabat saati başlamak üzereyken görevliye sadece gülümsedik, çantamıza yüzeysel bir bakış attılar ve içeri girdik. O atmosferi solumak gerçekten eşsiz bir deneyimdi.
Not: Bu bilgiler teknik olarak tüm Yahudiler için geçerli olsa da, günümüz modern dünyasında her bireyin uygulama düzeyi farklılık gösterebilir. Katkıları için Şalom Gazetesi ve Türk Yahudileri sitelerine teşekkür borçluyum.
Kudüs seyahatimle ilgili daha fazla fotoğraf ve video için sosyal medya hesaplarımı takip etmeyi unutmayın!
Taşların arasında sıkıştırılan binlerce kağıt ne oluyor, hiç merak ettiniz mi? Aşağıda o konuya da geleceğim.
Şehre vardığımızda Mescid-i Aksa’nın muhteşem ambiansını yaşadık. Sonra Hristiyan tarafını gezdik. Sıra Ağlama Duvarına ve Yahudi mahallesine gitmeye gelmişti. Fakat Ağlama duvarına Türk kimliklerimiz yüzünden alınmayacağımız söylendi. Çünkü biz başkent tartışmalarının olduğu dönemde oradaydık. Fakat Kudüs’te iseniz o duvara gitmeli oraya dokunmazlısınız.
Gerçekten de geri dönen Türkleri görünce tedirgin olduk. Ama görevlinin yanına gelince sadece gülümsedik , Kimlik bile istemeden şöyle bir çantamıza baktılar ve artık içerdeydik. Üstüne üstlük Şabat saati başlamak üzereydi. Normal şartlarda böyle sıkı bir uygulama yok fakat ortam gergin ise kimlik kontrolü yapıp müslümanlar olanları almayabiliyorlarmış. Tamamen şanslıydık diyebilirim.
Yahudiler bizim ağlama duvarı kendilerinin batı duvarı, dedikleri yerde ağlamazlar. Önce bu konuya açıklık getirelim istedim. Sadece duvara çok yakı , bazen bitişik şekilde dua ettiklerinden öyle zannedilir. Elbet ağlayanlarda var ama öyle bir şartları yok. Ağlayan da varsa ilahi ve duaların etkisinde kalmalarından olabilir. Ben ağlayanı bırakın herkesin ilahileri dans eşliğinde söylediklerini gördüğümde şok olmuştum doğrusu.
Batı duvarına el sürmek, öpmek isteyen kadınlar ve erkekler ortadan bir paravanla bölünmüş avluda ayrı ayrı dualar okuyorlar. Bu duvar eski Süleyman peygamberin mabedinden kalan tek parça deniyor. Ama en eski duvar bu değil aslına bakarsanız. Yaklaşık 485 m uzunluğunda yer seviyesinin üstünde 24 büyük taş sırasından oluşuyor. Yer altında ise 19 taş sırası varmış. Taşlardan bazılarının uzunluğu 12 mt, yüksekliği 1 mt, ağırlığı ise 100 tondan fazla.
Batı Duvarı 1967’de serbest bırakıldığından beri, duvarın altında arkeolojik kazılar devam ediyormuş. Duvarın yeraltında olan tünellerinde yürüyebilirsiniz. Duvarın tüm yeraltı katmanlarını ve hatta duvarın altındaki ana kayayı görebilirsiniz. Hatta ben bir başka yazımda bu tüneldeki çok büyük bir taş ile ilintili Baalbek antik kentinden bahsetmiştim. Meraklısı için en iyisi şuraya link bırakayım. Yazıyı okumak için burayı tıklayınız .
Bu tünelleri gezmek yalnızca bir rehberle yapılabilir. Tüneller, yaklaşık 488 metre batı duvarı boyunca uzanmakta ve tur 75 dakika kadar sürmektedir.
Geleneklere göre Ağlama Duvarı’nın taşları arasına sıkıştırılan dilek kâğıtları, Zeytin Dağı’na götürülerek gömülüyor. Yazdıkları notları Ağlama Duvarı’nın aralıklarına sıkıştırmaya 18. yüzyılda başlayan Yahudiler bu geleneği günümüzde de devam ettiriyorlar.
Sizlere bilgilendirici amaçla yazdığım bu yazı Kudüs’ e gidecekler ya da bir şekilde Yahudiler hakkında bilgi edinmek isteyenler için hazırlandı.
Ülkemizde yaşayan Yahudilerin yukarıda bahsi geçenlerden teknik olarak elbette bilgileri var. Fakat uygulanması artık günümüz şartlarında onları zorladığından ibadet ve adetlerinden kısmen uzaklaştıkları gözlemlenir.
Bütün bu bilgiler için İstanbul Neva Şalom Sinagogu ve detaylar için çokça faydalandığım siteler www.salom.com.tr , www.turkyahudileri.com a özel teşekkürlerimle…
Yeni yazılarımdan haberdar olmak ve daha fazla fotoğraf, video için sosyal medya hesaplarımı takip etmeyi unutmayın!
Dİğer yazılarım da hoşunuza gidebilir düşüncesiyle bazılarının linklerini de aşağıya bırakıyorum, herkese keyifli okumalar ve sevgiler…
Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.
15 Comments
Oldukça detaylı, bilgilendirici bir yazı olmuş Şükrancım, emeğine sağlık. Bizim de yolda tanıştığımız İsrailli motorcu çift balık ve balık ürünleri yemiyordu ama ette veya kosher olup olmaması konusunda ayrım yapmıyorlardı. Sorduğumuzda dinle ilgisi yok demişlerdi, belki de açıklamak istemediler. Daha fazlasını biliyorsan geldiğimizde sohbet ederiz. Bilgiler için teşekkürler…
Tevrat’a göre, yalnızca pullu ve kanatlı (yüzgeçli)1 balıklar tüketilmelidir.2 Pulsuz ve kanatsız balıklar ile kabuklu deniz ürünlerinin tüketimi yasaktır. Bu yüzden farklılak oluyor. şimdi adını unuttuğum bir balığı mesela biz İstanbullular pek yemezken Yahudi arkadaşlarımız ise mevsimini beklerlermiş. Neva Şalom’da anlatılar da balık isimlerinde hiç iyi değilim. Not almamam kötü olmuş:(
Çok güzel bir yazı olmuş eline sağlık
Teşekkür ederim, beğenmenize sevindim.
Çok güzel bir yazı olmuş.Bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkürler.
Şahane bir yazı olmuş; hem okuması çok keyifli hem de içeriği çok zengin. Ellerine sağlık
teşekkürler , beğenmenize çok sevindim Aydan hnm .
Çok detaylı ve faydalı bir yazı olmuş Şükrancım, ellerin dert görmesin
çok teşekkür ederim , faydalı bulmana sevindim .
Ben İngiltere’de bir Yahudi hanımın Yahudilerin ekseriyetle yaşadığı mahalledeki evinde kalmıştım bir süre. Az çok bildiğimi düşünürdüm ben de; nasıl giyindikleri, Cumartesi çalışmadıkları vs. Ama en çok Şabat için buldukları çözümler dikkatimi çekmişti. Cuma’dan açık bırakılan lambalar bir gün öyle açık kalırdı. Hazırladığı yemekleri sıcak tutacak bir sistemi vardı mesela. En çok da kendini sürekli kaynatan kettle dikkatimi çekmişti. Kocaman, belki 10 litrelik bir şeydi. (İngiltere olunca çay çok seviliyor ve içiliyor :)
Yazınız için ise teşekkür ederim, öz ve bilgilendirici olmuş.
teşekkür ederim beğenmenize sevindim. Açıkta bırakılan kettle olayı enteresan gerçekten de :) ilave oalrak bu yazıdan sonra daha da çok bilgi karşıma çıktı ama eklemeye üşendim . Çok daha fazlası var yani … şaşırtcı
Bilmediğimiz bir sürü bilgi için teşekkürler, eline sağlık
teşekkürler , beğenmene sevindim
Çok güzeldi . Ne güzel bilgilendiriyorsun .??
beğenmenize sevindim , amacım biraz olsun hep beraber bilgilenmek