

Günlük hayatın koşuşturmacası içinde kendimize ayırdığımız “nitelikli zaman” giderek azalıyordu. Zamanımızın çoğunu alan sosyal medya neredeyse bizi hapsettiği için kitap okuma alışkanlığımız da değişti.
Teknoloji o kadar hızlı ilerledi ki, kitaplar basılı hallerinden dijitale geçince bir yandan da hayatımız kolaylaşıyordu. Okuma tarzımız da değişmeye başladı; örneğin sesli kitaplarla tanıştık. Bazıları çok iyi oluyor, bazılarını dinlemeye tahammül edemiyor insan, mutlaka başınıza gelmiştir. Bir de internetten kitapları indirerek okuma imkânı oluştu. Fakat kendi adıma konuşmam gerekirse, ekran ışığı bir zamandan sonra gözü yoruyor.
Özetle, öyle böyle derken okumaktan uzaklaştığımı fark ettim. Önce az okumaya başladık ve bazen “kitap pahalı” dedik, ki gerçekten pahalı… Oysa ben bir kitabı elime alıp okumaktan hoşlananlardanım. Okurken içine girercesine okurum, hikâyedeki başkarakter olurum. Sevdiğim cümlelerin altını çizerim, yetmez, olayların geçtiği sokakların haritasını çizerim.
Hâl böyle olunca bir şeyler yapmalı diye düşündüm. Zaten öteden beri arkadaşlarımızla kitaplar, filmler hakkında derinlemesine konuşacak, farklı bakış açılarını dinleyeceğimiz bir ortama ihtiyaç duyuyorduk. “Bu kitabı mutlaka okumalısın!” tavsiyelerini birbirimize alıp versek de, bunları derinlemesine analiz etme fırsatını pek bulamıyorduk. İşte bu boşluk, bir kitap kulübü fikrinin fitilini ateşledi.
“Peki, neden kendim pekala bir kitap kulübü kurabilirim?” diye düşünürken buldum kendimi. Eğer siz de böyle bir girişimde bulunmak isterseniz, bu yazıyı bir örnek teşkil etmesi amacıyla kaleme alıyorum. Adım adım nasıl ilerlediğimi anlatacağım.
Kafamda oluşan başlıkları aşağıda sıraladım:
Sonra açtım bilgisayarımı; tüm bu maddeler üzerine açılımlar yaparak bir kitap kulübü taslağı çıkardım.
İlk önce arkadaş seçimini kafamda yaptım. Okumayı sevdiklerini bildiklerimi gözden geçirdim. Aklıma gelen sevdiğim arkadaşlarıma düşüncemi söyledim. Onlara birer mesaj ile “Kitap kulübüne katılmaya var mısınız?” diye sordum. Hemen hazırladığım “kitap kulübü kuralları- işleyişi” taslağının üzerinden geçip nihai şeklini grup üyelerimize gönderdim.
Başlarda aklımdaki soru; sadece yakın arkadaşlar mı, yoksa yeni insanlara açık bir grup mu olacağıydı. Aslında haberdar etmek istediğim, ilgilenebilecek birçok arkadaşım daha vardı. Ama kime sorduysam aldığım cevap; “Bu tarz kitap kulüplerinde ideal sayı 6-10 kişidir” oldu. Herkesin konuşabilmesi için sayı çok artmamalı kuralı aslında geçerli bir kural ama neden olmasın ki? Ben de başta listeyi 10 kişiyle sınırlı tutmak istemiştim ama sonunda 15 kişi olduk.
Hemen ilk buluşmada ve ilerideki günler için iletişimi sağlamak adına WhatsApp grubu kurdum. Heyecanı diri tutmak için grupta “şu an 100. sayfadayım, inanamıyorum, gibi küçük heyecan paylaşımları yapalım, lütfen!” notunu düştüm. Ancak kutlama, geçmiş olsun, nasılsın muhabbetleri grupta yapılmaz, uyarısını da ekledim. İlk buluşmamızda 3 kişi mazeretleri olduğundan gelemedi, yine de kalabalık olduğumuzu fark ettim. Buna rağmen gayet rahattık ve konuşma sırası herkese geldi.
Burada en önemli nokta ortak bir tutku olmalıydı. Hepimiz okumayı seven, edebiyatın gücüne inanan kadınlar olmalıydık. Bu kadınların bir kitabı sadece okumakla kalmayıp, üzerine saatlerce konuşma arzusunun olması gerekirdi. Aslında bakarsanız aynı kafadan insanları buluşturmak istedim. O yüzden de kulüp kuruluş taslağıma şöyle bir madde yazmıştım:
“Herkes birbirini bir şekilde tanıyacak olsa da amaç burada kitap hakkında konuşmak. Başlarda birbirini iyi/kısmen tanıyan kişilerden kurmayı düşünüyorum. İleride kim kiminle arkadaş olur ona karışamayız.”
Bu bağlamda hakikaten gruptaki arkadaşların üçünü ben ilk kez gördüm. İki tanesi ile sosyal medya aracılığıyla tanışıyorduk. Samimiyetimiz sanal dünyadandı yani. Diğer sekiz kişiyi zaten tanıdığım için kendi adıma ilk buluşma kolay geçti. Buluşma sonrası değerlendirmemde katılan herkesin keyif aldığını duymak ise çok hoştu. Tüm arkadaşlar tam zamanında buluşmuş gibiydi.
Peki, not defterime aldığım kısa maddelerden sonra genel taslakta neler yer aldı, bilmek ister misiniz? O halde grup üyelerine gönderdiğim taslaktaki kuralları aynen aktarıyorum. Net kurallar koymak yapıyı korur:
Okunacak kitabı her ay bir kişi seçecek ve ona “ayın moderatörü” diyeceğiz. Peki bu kişi ne yapacak? Kitabı o seçecek, iletişimi ve mekânı belirleyecek, gerek duyduğunda yardım isteyecek ama son karar onda olacak.
Burada da işin kurallarını baştan belirlemek iyi olur diye düşündüm. Kuruluş taslağımda bunu da açık açık belirttim.
Seçilen kitap üyelerin okuduğu/okumadığı kitaplar olabilir. Bu tamamen o ayın moderatörünün seçimi olacaktır. İkinci seçenek de herkesin aklında bir ya da birkaç kitap ismi ile gelip kura çekerek belirlemesidir.
Şayet seçilen kitap üyelerden birinin ya da birkaçının okuduğu bir kitap olursa yine de okunacak. Fakat üyelerin yarıdan fazlası okumuşsa başka kitap seçilecek. Durduk yere Çalıkuşu’nu okumanın alemi yok yani :)
Seçilen kitap uzun, sıkıcı, sevmediğiniz bir tarz olursa da okumayı deneyeceğiz (bu not kendime çünkü kalın kitap sevmiyorum). Fakat mutlaka bitireceğiz diye bir şartı olmayacak. Bitiremeyen kişi yine de toplantıya katılıp diğerlerinin görüşlerini dinleyecek. Kimse bunu ödev gibi görmemeli, keyif bizim arkadaşlar!
Kitapların türleri ise; klasikler, polisiye, aşk, popüler kitaplar, tarih konuları içeren eserleri kapsayacak geniş yelpazede olabilir. Fakat yine de insanın gözünü korkutacak kitaplar seçilmezse iyi olur. Savaş ve Barış geldi aklıma birden, ürperdim…
Buluşmalara herkes kitap önerisi ile hazır gelmelidir. Kitapları satın almak ya da kütüphaneden ödünç almak kişisel tercihtir; fakat “sen oku bana ver” şeklinde olmaması daha iyi olur.
Buluşmalara mümkünse erken gelmek gerekmektedir. Zira konuşacak çok şey olduğundan karşılaşınca o “nasılsın” safhası çabuk geçmiş olur. İlk on beş dakikamız hoş beş ve kitap dışı sohbet olabilir. Sonraki bir saat kitap üstüne derin tartışma şeklinde ilerler. Son on beş dakikamızda gelecek ayın moderatörünü ve kitabını seçeriz. Hatıra fotoğrafı ve evlere dağılmayla akşamımız sonlanır. Bu süre 1,5 saat ile 2 saat arasında değişebilir.
“Kitabı beğendin mi?” sorusundan fazlasına olması gerektiğinden birtakım detayları listeledim.
Peki bizim kitap kulübümüzün ilk toplantısı nasıl oldu dersiniz? Kitap kulübü ilk buluşmasını kurucu olarak ben üstlendim. İlk moderatör benim, dolayısıyla kitap ve mekân seçimini de ben organize ettim. Her güzel hikâyenin bir başlangıç noktası vardır; bizler için bu başlangıç harika bir kitapla olmalı diye düşündüm. Amin Maalouf’un o eşsiz eseri “Semerkant” bence güzel seçim oldu.
İlk buluşma: 06.02.2026 Cuma saat 17.00’de yapıldı. Buluşma yerimiz de Rami Kütüphanesiydi. Türkiye’ nin en büyük kütüphanelerinden biri ve hepimizin evine yakın olduğu için seçimimi buradan yana kullandım. Bu kütüphane için de bir ilk oldu. Aslında Rami Kütüphanesi halka açık şekilde kitap okuma- tartışma organizasyonlarını düzenliyor. Fakat bizim gibi dışarıdan bir kitap kulübüne ise ilk kez ev sahipliği yaptılar. Gayet güzel sessiz, sıcak bir ortam olduğu için çok rahat ettik doğrusu.
Saatlerimiz 17.00′ yi gösterdiğinde onbir kişi hazır vaziyette oradaydık. Bize tanınan süre olan 19.00′ a kadar da mekanı verimli bir şekilde kullandık.
İlk kitabımızda Semerkant ‘ ın tarihi derinliği, Hayyam’ın Rubaiyat’ı, Nizamülmülk’ün siyasi dehası ve Hasan Sabbah’ın gizemli dünyasına daldık. Saatlerce süren sohbetimizde, kitabın her yönünü enine boyuna tartıştık. Herkesin karakterlerde farklı özellikleri bulması, farklı yorumlar getirmesi, bir kitabın ne kadar çok katmanı olabileceğini bize yeniden gösterdi. Saatlerce de konuşabilirdik.
Toplantımızın sonunda, bu harika deneyimi sürekli kılma kararımızın yerinde olduğu heyecanıyla evlere dağıldık.
Şimdi bu satırları yazarken fark ettim de kulübümüzün bir ismi olmalıydı! Artık onu da ikinci toplantıya kadar netleştirmiş oluruz. :)
Bizler farklı yazarların kaleminden çıkan dünyalara yolculuk etmeye devam edeceğiz. Umarım her toplantımız, yeni bir keşif, yeni bir tartışma ve yeni bir dostluk köprüsü şeklinde geçer.
Aslında düşündüm de; her ay okuduğumuz kitabın özetini ve öne çıkan fikirleri YouTube kanalımda sizlerle paylaşsam mı? Siz de okuduğumuz kitapların büyülü dünyasına katılmak ister misiniz? O zaman şimdiden kanalıma abone olup bildirimleri açın derim. Kim bilir, belki bir gün siz de kendi kitap kulübünüzün bir parçası olursunuz!
Yazım hoşunuza gittiyse gelin beni diğer sosyal medya hesaplarımdan da takip edin, olur mu? Herkese sevgilerimle…
Instagram: pustoodunya
Youtube : pustoodunya
Edebiyat severelere önerebileceğim diğer yazılarımın linkleri ise aşağıdadır.
Suç ve Ceza romanının izinde St.Petersburg burada
Tolstoy ve gizemleri hakkında yazım burada
Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.
1 Comment
Kitap okumayı seviyorum, kitap kulübü ile kitabı okuyan arkadaşların düşüncelerini , hissettiklerini de duymak,paylaşmak heyecan verici benim için