

Yazar Victor Hugo’nun evinde geçirilen birkaç saat, ziyaretçilerini bambaşka dünyalara alıp götürüyor. Paris için sanatın başkenti denir ya hani bu unvanı almasına bir etken de kuşkusuz dünya edebiyatına katkılarıdır. Buna en büyük katkıda elbette Victor Hugo’dan gelmiştir.
Victor Hugo’nun evi, Paris’te görülecekler listesinin ilk sıralarında değil belki ama o kadar çok turist ziyaret ediyor ki şaşarsınız! Darısı yurdumuzdaki güzide sanatçıların başına diyorum ve yazıma başlıyorum.
Ben Paris’e birkaç kez gittim ve ikinci gidişimde soluğu büyük yazar Victor Hugo’nun evinde aldım. Oldum olası ister yazar ister besteci, isterse bilim insanı olsun, hayranı olduğum kişilerin yaşadığı evleri görmek istemişimdir. Büyük yazar Hugo da bunların başında geliyordu. Yazar Victor Hugo’nun yaşamının az bilinenlerini yazdığım bir yazıma da buradan ulaşabilirsiniz.
Ek Bilgi: Hugo’nun Notre Dame’ın Kamburu romanı, katedralin yıkılma tehlikesi altında olduğu bir dönemde yazılmış ve yarattığı kamuoyu tepkisi sayesinde binanın restorasyonuna başlanmıştır.

Place des Vosges meydanı, Paris’in en önemli meydanlarından biri aynı zamanda. Görkemli galerilerden ilerleyince “Victor Hugo’nun Evi” tabelasını kapı girişinde göreceksiniz. Zaten muhakkak girip çıkanlar olacaktır. Müze, 1903’ten beri açık ve girişi ücretsiz (dönemsel sergiler hariç), sadece pazartesileri kapalı.
Ziyaretçiler Victor Hugo’nun farklı yönlerini bu müzede görebiliyorlar. Açıkçası ben şok oldum ve bunun üzerine Victor Hugo’ nın bilinmeyenleri diye bir başka yazı daha kaleme aldım. ( O yazımın linkini aşağıda bulacaksınız )
Ek Bilgi: Hugo, bu evde 1832-1848 yılları arasında yaşamış ve Notre Dame’ın Kamburu‘nun son rötuşları ile Hernani gibi önemli oyunlarını kaleme almıştır.

Eve girer girmez merdivenler ve duvardaki yazarın oyunlarının afişleri sizi karşılıyor. Vitraylı camlar, vazolar enfes. Müzenin, aralarında mobilya, tablo, fotoğraf, heykel, el yazmaları, Hugo’nun kendi çizdiği resimlerin de olduğu 50 bin esere ev sahipliği yaptığı broşürde yazıyordu.
İlk girişte kocaman kırmızı bir salona giriliyor. Duvarlarda tablolar ve fotoğraflar, seramikler ve dönem mobilyaları ile dekore edilmiş. Salonun pencerelerinden meydan manzarası çok güzeldi.
Yazar Hugo’nun Gotik mobilyalara olan düşkünlüğünü tam olarak yansıtan bir odaydı burası. Bana pek iştah açıcı gelmese de dönem düşünülünce belki bir güzellik yakalanabilir. Bir de bu işler zevk meselesi tabii ki. Bu oda ile ilgili bilgileri müzenin web sitesinden aldığım şekliyle aktarıyorum.
” Hugo, sık sık Juliette veya oğullarıyla birlikte Guernsey’de “eski sandık avına” çıkardı. O dönemde Haute Epoque ve Rönesans dönemlerinden de mobilyalar satın alıyordu. Daha sonra bunları söküp hayal gücüne göre yeniden monte ettiriyordu. Çizimlerine dayanarak çalışmalar, Pierre Mauger liderliğindeki bir Guernsey marangoz ekibi tarafından yürütülüyordu. Böylece bir kapı masaya, sandıklar büfe veya banka, makaralar şamdanlara ve masa ayakları sütunlara dönüşerek mobilyalara Gotik bir görünüm kazandırıyordu. “

Bu salonun başka bir özelliği de yazarın yazı masası burada! Ne kadar heyecan verici değil mi? Victor Hugo’nun evindeki belki en özel nokta burasıydı. Çok özel çünkü bu yazı masası önündeki bilgilendirmede Hugo’nun oturarak değil ayakta yazma alışkanlığı olduğunu öğrendim. Bu masayı da kendisi çizip tasarlamış. Ama duvar kâğıtlarını başarısız buldum. Yazarın zamanında bence böyle değildi. Çok gözü yormuyor mu sizce de:)
Victor Hugo’nun Evi’nin en ilginç odalarından biri Çin porselenleri ile dekore edilmiş salon. Gerçi bana biraz boğucu geldi. Asıl enfes olan camından dışarı bakınca görülen Place des Vosges parkının dinginliğiydi. Düşünsenize Victor Hugo da bu camdan izledi baharı, kışı, güz yapraklarını ve gelip geçenleri…
Bu dekorasyonun ilginç bir hikâyesi var: Bu “boğucu” bulduğum dekorasyon, aslında yazarın kendisinin eseridir. Hugo, sürgün yıllarını geçirdiği Guernesey Adası’ndaki evini bu tarzda, Uzak Doğu motifleriyle bizzat tasarlamış ve dekore etmiş, sonra da bu eşyaları Paris’e taşımıştır. Duvarları kaplayan porselenler sevgilisine, VH ve JD monogramlarıyla göndermeler içeriyormuş. Fantastik ve mizah dolu bir adam doğrusu.
Ortada görülen masa ise Hugo’ya ait bir tasarım. Dört Mürekkep Hokkalı Masa deniyor ve aslında Guernsey’deki yoksul çocuklar için bir yardım müzayedesi olarak tasarlanmış.
Çin salonundan sonra sırasıyla önce yemek odasına, sonra iki küçük odaya ve son olarak da Victor Hugo’nun yatak odasına ulaşılıyor. Victor Hugo burada ölmemiş ama öldüğü yatak burada. Çünkü burası müze olarak düzenlendiği zaman, torunları Victor Hugo’nun yatak odası eşyalarını müzeye bağışlamışlar.
Bu odanın dekoru, hükümetin kendisine 79. ve 80. doğum günlerinde hediye ettiği Sèvres vazoları ve birkaç yas portresiyle tamamlanmış. Victor Hugo, 22 Mayıs 1885’te bu yatakta vefat etti ve naaşı, 31 Mayıs ve 1 Haziran’daki devlet cenaze töreninden önce bu yatakta defnedildi.

Victor Hugo’nun müze evine gitmek için Place Des Vosges meydanına Bastille ya da Saint Paul yönünden gidebilirsiniz. Ben 1 numaralı metro hattını kullanıp, Saint Paul istasyonunda inmişim. Sora sora Vosges Meydanı’na ulaşmışım.
Maison de Victor Hugo’nun resmi web sayfası olan http://www.maisonsvictorhugo.paris.fr/ detaylı ulaşım ve geçici sergi bilgileri bulabilirsiniz.
Müze gezisinden sonra belki Notre Dame Katedrali ve Victor Hugo’nun gömülü olduğu Partheon’u ziyaret edersiniz.

Ben müzeden çıkar çıkmaz parkta oturdum ve dışardan binaya şöyle bir baktım. “Vay be! Adam amma güzel yerde yaşamış. Eee koca yazar tuzu kuruymuş” dedim. Peki acaba yazar bu evde mutlu mesut muydu? Bunu düşünüp araştırmalara başladım. Birçok kaynak okudum, film izledim. Meğer hiç de öyle kolay bir hayatı olmamış.
Victor Hugo’nun bilinmeyenlerini anlattığım yazımı okumak isterseniz link aşağıda. Bence kaçırmayın ne dedikodular ne gariplikler dolu bir hayat bilseniz.
https://www.pustoodunya.com/victor-hugo-hakkinda-bilinmeyenler/
Yeni yazılarımdan haberdar olmak ve daha fazla fotoğraf, video için sosyal medya hesaplarımı takip etmeyi unutmayın!
Herkese keyifli okumalar ve sevgiler…
Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.